İdare Hukuku Ders Notları 7. Bölüm


Warning: count(): Parameter must be an array or an object that implements Countable in /home/mydukand/deuhukuk.net/wp-content/plugins/onceki-yazi-linki/onceki_yazi_linki.php on line 56
KAMU HİZMETLERİ
I. GENEL OLARAK
Bir kamu tüzel kişisi tarafından ya da idarenin açık denetimi altında özel kişilerce, toplumsal ihtiyaçların giderilmesi ve kamu yararının sağlanması amacına yönelik olarak gerçekleştirilen, yerine
getirilmediği takdirde ya da eksik kaldığında toplumu felce uğratacak temel kamusal faaliyetlerdir.
Bir faaliyetin kamu hizmeti olup olmayacağına veya mevcut bir kamu hizmetinin kamu hizmeti olmaktan çıkarılmasına yasama organı karar verir. Yani kamu hizmetleri kanunla ya da kanunun verdiği açık yetkiyle kurulur. Kaldırılması da aynı usulle gerçekleşebilir. Ancak uygulamada bir hizmetin kamu hizmeti olmaktan çıkarılmasından ziyade, uyarlanarak sürdürülmesi daha makul görülmektedir.
Kamu hizmetleri toplumun ortak ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik faaliyetlerdir ve günümüzde kamu hizmetleri, sadece devlet tarafından değil, devletin gözetim ve denetiminde özel kişiler eliyle de yürütülmektedir. Bu noktada kamu hizmetleri sadece kamu hukuku kurallarınca değil; aynı zamanda özel hukuk hükümlerince de yürütülmektedirler.

UYARI

 İdarenin açık denetim ve gözetiminden yoksun oldukları için, kamuya yararlı dernek ve vakıfların faaliyetleri kamu hizmeti niteliğinde değildir.
II. KAMU HİZMETLERİNİN GENEL İLKELERİ
Kamu hizmetinin temel ayırt edici vasıflarından biri kamu yararını sağlama amacına yönelik olmasıdır. Kamu hizmetinin bu genel amaç etrafında toplanan genel ilkeleri, süreklilik ve düzenlilik, değişkenlik, eşitlik ve bedelsizliktir.
. Süreklilik ve Düzenlilik ilkesi: Kamu hizmetlerinin tümünde gözlenen ortak ve genel niteliklerden ilki, bu hizmetlerin kesintisiz ve düzenli olarak ifa edilmesidir. Kamu hizmetinin süreklilik ve düzenlilik karakteri, onu oluşturan bütün öğelere yansıyarak etkilerini duyurmaktadır. Kamu görevlilerinin grev yasağı, kamu mallarının hiçbir surette özel kişilere geçmemesi, imtiyazlı hizmetlerin korunması, bu ilkenin uygulanmaları sonucudur.
Nitekim Danıştay 5. Dairesi, 1997 yılında şu kararı almıştır: “İdari istikrar ilkesi gereğince idarenin, kamu hizmetinin sürekli, etkili ve verimli bir biçimde yürütülebilmesi açısından hizmet şartlarını gözeterek takdirini kullanmak suretiyle, boş bulunan bir kadroya atama yapmama yetkisi bulunmamaktadır.”
. Değişkenlik (uyarlama) ilkesi: Kamu hizmeti değişkendir ve gelişen toplum ihtiyaçlarına ve teknolojik verilere kendini uydurmak zorundadır. Çünkü bir faaliyetin yasama organınca kamu hizmeti olarak tespit edilmesi, bireylerin o konudaki ihtiyaçlarını en iyi biçimde karşılamak amacına yönelir. Bu itibarla kamu
hizmetinin örgütlenmesinde ve işleyişinde yeni yöntemlere, araç ve gereçlere, düzenlemelere hemen yer verilmesi gerekir.
İdarenin kamu hizmetleri düzenini tek yanlı olarak değiştirme, idari sözleşmelerde tek yanlı olarak değişiklik yapma, yasamanın kamu görevlileri statüsünü değiştirme gibi takdiri yetkileri, söz konusu “değişkenlik” ilkesinden çıkmaktadır. Değişkenlik ve uyarlama ilkesi; devletin kamu hizmetlerinin teşkilât ve usullerini, vasıtalarını, teknik gelişmelerin ve toplumsal ilerlemenin gereğine göre, değiştirme mecburiyetini ifade etmektedir.
. Nesnellik ve eşitlik ilkesi: Kamu hizmeti, objektif ve eşit koşullarla sunulur ve sağlanır. Kamu hizmetinin amacı toplum yararı olduğundan idare, objektif esaslara bağlı kalarak taraf tutmadan davranmalıdır. Kamu hizmetleri tüm yurda ve herkese eşit bir biçimde götürülmelidir.
Bireyler kamu hizmetleri önünde gerek yararlanma gerekse katılma yönünden eşit muamele görürler. Aynı hukukî durumda bulunanlar, eşit olarak kamu hizmetlerinden yararlanabilir ve bunların işleyişine katılabilir. İdare, bu konularda, herhangi bir düşünce ile hiç kimseye ayrıcalıklı bir pozisyon sağlayamaz.
. Bedelsizlik ilkesi: Kamu hizmetleri kural olarak bedelsizdir. Devletin bu hizmetlerden kar elde etmesi düşünülemez. Kamu hizmetlerinin bedelsizliği ilkesi 1924,1961 ve 1982 Anayasalarının ortak hükmüdür.
Kamu hizmetlerinden yararlananlardan bir bedel alınıp alınmayacağı, alınması durumunda da bunun gerek hukuki niteliği gerekse oranı özellikle son dönemde sıklıkla gündeme gelen bir idare hukuku konusunu oluşturmaktadır.
Devletin işlevinin süreç içerisinde değişikliğe uğramış olmasından dolayı gelinen noktada sadece klasik kamu hizmetleri tam anlamıyla bedelsiz olarak yürütülmektedir. Örneğin, karayollarından yararlananlardan ücret alınmamaktadır. Aynı şekilde devlet okullarında ilköğretim okulları da parasızdır.
Bununla beraber iktisadi nitelikli kamu hizmetlerinin kârlılık ve verimlilik esaslarına göre yürütülmesi esas olduğundan, bu hizmetler karşılığı olarak hizmetten yararlananlardan alınan paraların kâr elde etme amacına yönelik bir fiyat olduğu söylenebilir.
II. KAMU HİZMETİNİN TÜRLERİ
a.      Tekelli – Tekelsiz Kamu Hizmetleri: Kamu hizmetleri, konularını oluşturan faaliyetin
sadece idare eliyle yürütülüyor olması ya da özel sektöre de açılmış olması bakımından böyle bir ayrıma tabi tutulabilir. Bir hizmet sadece devlet tarafından yürütülüyorsa tekelli kamu hizmetinden söz edilir. Örneğin, posta, telgraf ve telefon hizmetleri gibi.
Buna karşılık, kamu hizmetinin konusunu oluşturan faaliyet özel kesime de bırakılmış ise, yani İdare kamu hizmeti olarak kabul edilen faaliyeti özel kesim ile yan yana yürütüyor ise, tekelsiz kamu hizmetlerinden söz edilir. Örneğin, eğitim hizmetleri, sağlık hizmetleri, ulaştırma hizmetleri
gibi.
b.     Yürütüldükleri Alana Göre Kamu Hizmetleri: Kamu hizmetleri yürütüldükleri coğrafyaya göre, milli kamu hizmetleri ve mahalli kamu hizmetleri olarak ikiye ayrılır. Milli kamu hizmetleri, tüm ülke düzeyinde yürütülen ve dolayısıyla tüm yurttaşların yararlanmasına sunulmuş bulunan kamu hizmetleridir. Buna karşılık, belli bir mahalli birimde yürütülen ve sadece o yöre halkının  yararlanmasına sunulmuş kamu hizmetleri ise mahalli kamu hizmetleridir. Sağlık ve demiryolu ulaştırması milli, ASKİ – İSKİ; EGO  – İETT gibi yönetimi yerel yönetimlerce devralınan hizmetler ise mahalli niteliktedir.
c.   Yararlanma Biçimlerine Göre Kamu Hizmetleri: Kamu hizmetlerini bireylerin yararlanma biçimlerine göre de bir ayrıma tabi tutmak mümkündür.
Bireyler, bir takım kamu hizmetlerinden idare ile bireysel ilişkiler geliştirerek ve doğrudan katılım suretiyle faydalanırlar.  Eğitim ve sağlık gibi alanlarda gösterilen faaliyetler Doğrudan Doğruya
ve Bireysel Yararlanma Sağlayan Kamu Hizmetleri
olarak anılırlar.
Bireyler, bazı kamu hizmetlerinden ise idare ile doğrudan ilişki kurmaya gerek olmaksızın, idarenin tüm topluma yönelik olarak gösterdiği faaliyetlerden dolaylı olarak faydalanırlar. Dolaylı ve Birlikte Yararlanma Sağlayan Kamu Hizmetleri adıyla sınıflandırılan bu hizmetlerin en belirgin olanı bayındırlık faaliyetleridir.
d.     Faaliyet Konularına Göre Kamu Hizmetleri: Buna göre kamu hizmetleri beş grupta ele
alınır.
İdari kamu hizmetleri: Devletin öteden beri yürüttüğü geleneksel idari faaliyetleridir. Savunma, sağlık, eğitim, bayındırlık, ulaştırma gibi hizmetler temel idari kamu hizmetleridir. İdari kamu hizmetleri kural olarak kamu hukuku kurallarına tabidir.
İktisadi kamu hizmetleri: İktisadi kamu hizmetleri çoğu kez özel teşebbüs faaliyetleri
ile yan yana yürütüldüklerinden, sınaî ve ticari esas ve usullere uygun olarak yürütülmek zorundadırlar.
Kamu iktisadi teşebbüsleri bu amaçla oluşturulmuş kurumlardır. Malları kamu malıdır. Bu hizmetler kârlılık ve verimlilik esaslarına göre yürütülse de amacı kâr değil, toplumsal ihtiyaçları karşılayarak kamu yararını sağlamaktır.
Sosyal kamu hizmetleri: İdarenin çalışma hayatı, sosyal güvenlik, emeklilik, yoksullara yardım, iş ve işçi bulma alanındaki faaliyetleridir.
Sosyal kamu hizmetlerinden bir kısmı Devletin tekeli altındadır. Örneğin, iş ve işçi bulma hizmetleri. Bununla birlikte, sosyal kamu hizmetlerinin bir kısmı ise özel teşebbüs ile beraber
yürütülmektedir. İşçilerin sosyal güvenlik işleri ile özel sigorta şirketlerinin yaptıkları hastalık, kaza ya da hayat sigortaları arasında büyük benzerlik vardır.
SGK, Türkiye İş Kurumu, OYAK bu alanda faaliyet göstermektedirler.
Bilimsel kamu hizmetleri: İdarenin araştırma – geliştirme ve bilimsel konulardaki faaliyetleridir. İdari nitelikteki hizmetler kadar dar kalıplar çerçevesinde yürütülemeyeceği için, özerk kuruluşlar ve bağımsız personel yapılarıyla güçlendirilmişlerdir. TÜBİTAK, TÜBA ve üniversiteler bu amaçla faaliyet
gösterirler.
Kültürel kamu hizmetleri: İdarenin müzik, tiyatro, opera ve bale gibi alanlardaki faaliyetleridir. Serbest usullerle görülmesi gerekliliğinden hareketle geniş maddi olanaklarla faaliyet gösterirler. Devlet Opera ve Balesi ve Devlet Tiyatroları bu alanda faaliyetlerini yürütürler.
IV. KAMU HİZMETİNİN GÖRÜLME USULLERİ
Emanet Usulü: Bir kamu hizmetinin bu hizmetten sorumlu olan kamu idaresi tarafından kendi
personeli ve kendi ekipmanı vasıtasıyla görülmesidir. İdare bu usulle kamu hizmetini üstlenirken, özel kişilerle bir ortaklık kurmamaktadır. Mali açıdan hizmetin yürütülmesi için gerekli ödenek hizmetin sahibi idarenin bütçesinde yer almaktadır. Devlet Demiryolları İşletmesi, vergi toplanması, telgraf hizmetleri, savunma ve adalet mekanizmaları örnek olarak gösterilebilir.
Ruhsat Usulü: Ruhsat usulünde özel kişi, idarenin tek taraflı iznine dayalı olarak bir kamu hizmetine katılır. Özel kişilere gördürülen tüm kamu hizmeti usullerinden farklı olarak burada hizmete katılan özel kişiyle sözleşme yapılmamaktadır. Böylece sözleşme süresi diye bir çekince taraflar arasında ortaya çıkmamakta,
ruhsata dair şartlar yerine getirildiği müddetçe ruhsat süresi uzatılmaktadır.
 Özel okulların açılması, özel sağlık merkezlerinin kurulması ve belediyelerin toplu taşıma hizmetlerini özel sektöre gördürmesi bu usulle gerçekleşmektedir.
 2001 yılında kabul edilen Elektrik Piyasası Kanununa göre elektrik hizmetlerinde imtiyaz yöntemi terk edilerek ruhsat usulüne geçilmiştir.
Müşterek Emanet Usulü: İdare tarafından kurulmuş bir kamu hizmetinin hasar, zarar ve masraflarının idareye ait olmak koşuluyla özel kişiye gördürülmesidir. Bu noktada tüm masrafları üstlenen idare hizmeti
gören özel kişiye kâr payı vermeli ya da tamamen bedelsiz olarak topluma sunulacak bir hizmet ise özel kişiye belirli bir ücret ödemelidir.
 Müşterek emanet yönteminde, sermaye idareye aittir. Ancak, özel kişi, hizmeti yürütür; aldığı ücretten masrafları karşılar, kâr da aralarındaki sözleşmeye göre bölüşülür. Belediyelerin gösterimlerde bulunduğu şehir tiyatrolarının işletilmesini özel bir şirkete ya da tiyatro topluluğuna devretmesi ve oyunculara gösteri başına ücret ödemesi buna örnek olarak gösterilebilir.
İmtiyaz Yöntemi: Bir kamu hizmetinin yürütülmesi için, ilgili idareyle, özel hukuk tüzel kişisi arasında bir sözleşme yapılmasına ve bu sözleşmeye dayalı olarak kamu hizmetinin yürütülmesine imtiyaz yöntemi denir. Bu yöntemin özelliklerinden biri, sermaye ile riskin imtiyaz sözleşmesinin taraflarından biri olan özel girişimciye ait olması, diğeri de, imtiyazı alan tüzel kişi lehine, imtiyaz sözleşmesi ile bazı ayrıcalıkların tanınması ve bunun imtiyazı alan için bir tekel oluşturmasıdır.

Bir önceki yazımız olan İdare Hukuku Ders Notları 10. Bölüm başlıklı makalemizde İdare Hukuku hakkında bilgiler verilmektedir.