Sigortacının Sorumlu Olduğu Hâller

Zorunlu trafik sigortası, bir mal sigortası değil, sorumluluk sigortası türüdür. Bu nedenle, bu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanması amaçlanır. Dolayısıyla, zarar gören kişiler, doğrudan doğruya trafik sigortası yapan şirkete başvurarak uğradıkları zararların tazminini talep edebilirler. Zorunlu trafik sigortacısının tazminat ödeyebilmesi için, 2918 sayılı KTK ve sigorta genel şartlarında öngörülen kapsamda bir zararın ortaya çıkması gerekir. Bu bakımdan, kanun ve genel şartlan dikkate alarak sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğünün doğduğu hâllerin belirlenmesinde yarar vardır.

a) İşletenin Sorumluluk Taşıdığı Kazalardan Kaynaklanan Zararlar

Zorunlu trafik sigortasında sigortacının karşılamakla yükümlü olduğu zararlar, işletme hâlinde bulunan motorlu aracın neden olduğu kazalarda üçüncü kişilerin yaralanması, ölmesi veya mallarının hasara uğramasından doğan zararlardır. Sigortacının sorumluluğundan bahsedebilmek için, zorunlu trafik sigortası yapılan aracın üçüncü kişilerin zararına neden olacak bir kazaya karışması ve bu kazada sigortalı araç işleteninin sorumlu bulunması gerekir. Dolayısıyla, araç işleteninin (ve sürücünün) kusursuz olduğu hâllerde sigortacının da tazminat ödeme yükümlülüğü olmayacaktır (KTK.m.86/I)

Bu noktada, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun önüne gelen bir davada, sürücünün yanında seyahat ederken meydana gelen kazada ölen işletenin (araç sahibinin) yakınlarının destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamına girip girmediği tartışılmış ve şu gerekçelerle sigortacının araç işletenin yakınlarına tazminat ödemekle yükümlü olduğu sonucuna varılmıştır: “davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıkları, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı; dolayısıyla tam kusurlu araç şoförünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, işletenin desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten tam kusurlu, destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğuna göre, davalı sigorta şirketinin zararın tamamından sorumlu olduğu açıklanmıştır.

b) Sürücü Dışındaki Kişilerin Uğradığı Zararlar

Zorunlu trafik sigortası, araç işleteninin üçüncü kişilere verdiği zararlardan doğan sorumluluğunu sigorta güvencesi kapsamına almaktadır. Gerçekten, KTK.m.85/Fde, bir motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, işletenin bu zararlardan sorumlu tutulacağı öngörülmektedir. Bu hüküm uyarınca işletenin sorumlu tutulduğu hâllerde, zorunlu trafik sigortacısının da sorumluluğu ortaya çıkmaktadır.

Kazayı yapan aracın sürücüsü kullandığı aracın trafik sigortacısına başvurarak tazminat talep edebilir mi? Araç işleteninin izniyle aracı kullanan kişi, üçüncü kişi durumunda olmadığı gibi kazayı bizzat gerçekleştiren kişi olduğundan, kendi yaptığı kazada gördüğü zarardan dolayı (sürücünün ölümü hâlinde yakınları) sürücünün aracın trafik sigortacısına başvurarak tazminat talebinde bulunamaması gerekir . Sürücünün, trafik sigortacısından talep edebileceği tazminat ancak işletene karşı talep edebileceği kadar olabilir.

Ancak uygulamada ölen sürücünün yakınlarının talep  Yargıtay bazı kararlarında, işleten sıfatını da taşıyan sürücünün tek yanlı olarak yaptığı trafik kazası sonucunda ölmesi hâlinde, ölenin yakınlarının trafik sigortasından destekten yoksun kalma tazminatı isteyebileceği yönünde hüküm vermiştir . Kanaatimizce bu konuda değerlendirme yaparken, ilkesinin göz ardı edilmemesi ve işletene ait aracı kullanan kişinin kendi kusuruyla yaptığı kazalarda trafik sigortacısından tazminat talep edilemeyeceği sonucuna varmak gerekir. Nitekim Yargıtay 17.Hukuk Dairesi, 09.10.2008 tarih ve E. 2008/2415, K. 2008/4515 sayılı kararında yerinde bir şekilde sürücünün kendi kusurundan yararlanamayacağı ilkesini dikkate alarak, kazada ölen sürücünün kusuru oranında tazminattan indirim yapılması gerektiğini hükme bağlamıştır[1]. Son olarak, sigorta genel şartlarında yapılan bir değişiklikle, “dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talepleri” gerek zorunlu trafik sigortası, gerekse otobüs zorunlu koltuk ferdi sigortalarının kapsamı dışında kaldığı açıkça düzenlenmek suretiyle sorun çözüme kavuşturulmuştur.

c) Araçtaki Yolcuların Uğradığı Zararlar

Zorunlu trafik sigortasına konu araçta bulunan yolcuların uğradıkları zararlardan dolayı bu aracın sigortacısına karşı tazminat talebinde bulunabilirler. Öncelikle, araçta bulunan kişiler, bir taşıma sözleşmesine bağlı olarak seyahat ederken kaza meydana gelmiş ve bu kişiler zarara uğramışsa, sözleşmeye aykırı davranıştan dolayı araç işleteninin ve dolayısıyla zorunlu trafik sigortacısının tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunduğu kuşkusuzdur[2]. Aynı şekilde, sigorta genel şartlarına göre, “3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda belirtilen terör eylemlerinde ve bu eylemlerden doğan sabotajda kullanılan araçların neden olduğu ve 2918 sayılı Karayollan Trafik Kanununa göre işletenin sorumlu olmadığı zararlar ile aracın terör eylemlerinde kullanıldığım veya kullanılacağını bilerek binen kişilerin zarara uğramaları nedeniyle ileri sürecekleri talepler, aracı terör ve buna bağlı sabotaj eylemlerinde kullanan kişilerin talepleri” sigorta teminatı dışındadır.

İkinci olarak, hatır taşıması olarak ifade edilen durumda ise, araçta bulunan yolcular, herhangi bir bedel ödemeksizin araca alınmış olan ve kaza nedeniyle zarar gören kişilerdir. Bu çerçevede, sigorta genel şartlarında öngörüldüğü üzere, işletenin eşi, usul ve fîiru ile birlikte yaşadığı kardeşlerinin uğradığı zararlar zorunlu trafik sigortası kapsamı dışındadır. Araçta bulunan diğer kişiler hakkında ise herhangi bir açık düzenleme mevcut değildir. 2918 sayılı Karayollan Trafik Kanunu’nun 87. maddesi, motorlu araçta yaralanan veya ölen kişinin hatır için karşılıksız taşındığı hâllerde, işletenin sorumluluğunu genel hükümlere tabi tutmuştur. Aynı kanunun zorunlu malî sorumluluk sigortası dışında kalan hususlara ilişkin 92. maddesinde hatır için taşıma, sigorta kapsamı dışında kalan hâller arasında sayılmamıştır. Zorunlu trafik sigortası genel şartlarına bakıldığında, 1992 yılındaki değişiklikten önce, “Teminat Dışında Kalan Hâller” başlıklı 3. maddesinin (g) bendindeki “hatır için karşılıksız taşınan veya motorlu araçlar hatır için kendilerine verilen kimselerin bir trafik kazasında yaralanmaları veya ölmeleri hâlinde işletene karşı ileri sürülen taleplerin teminat dışı kaldığı” yolundaki hüküm, 1992 yılında uygulamaya konulan genel şartlarda yer almamıştır. Bu durum, hatır taşımasının zımnen teminata dâhil edildiği yolunda görüş oluşturulmasına imkân vermekle birlikte , uygulamada birbirinden farklı yönde Yargıtay kararları ile karşılaşılmıştır . Yargıtay’ın son kararlarında ise yerinde olarak hatır taşımalarının zorunlu trafik sigortası kapsamında olduğu ve sigortacıdan tazminat talep edilebileceği görüşü benimsenmektedir .

3. Teminat Dışında Kalan Hâller

Sigortacı, zorunlu trafik sigortası ile üçüncü kişilere verilecek zararları karşılamakla yükümlü olmakla birlikte, Trafik Kanununa göre işletenin sorumlu olmadığı zararlar ile aracın terör eylemlerinde kullanıldığını veya kullanılacağını bilerek binen kişilerin zarara uğramaları nedeniyle ileri sürecekleri talepler, aracı terör ve buna bağlı sabotaj eylemlerinde kullanan kişilerin talepleri teminat dışında kalan haller arasındadır.

m) Dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talepleri.

İstiap Haddinin Aşılması: Zorunlu Malî Mesuliyet Sigortası Genel Şartları’nın 4/e maddesinde, taşıtın, ruhsatında belirtilen taşıma haddinden fazla yük ve yolcu taşınması sırasında meydana gelen zararların teminat dışı olduğu hükme bağlanmıştır. Fakat bu hükmün uygulanabilmesi için, riziko ile istiap haddinden fazla yük ya da yolcu taşıma arasında uygun illiyet bağının bulunması ve kazanın salt bu nedenle meydana gelmesi gerekir. Başka bir deyişle, sadece istiap haddinin aşılmış olması, rizikonun teminat dışı olduğu sonucunu doğurmaz

4. Sigorta Tazminatının Ödenmesi

Trafik sigortası niteliği itibarıyla bir sorumluluk sigortası olması nedeniyle, sigorta şirketinin tazminat ödeyeceği kişiler, sigorta ettiren değil, sigorta konusu aracın zarar verdiği üçüncü kişilerdir. Sigorta genel şartlarının 4.maddesine göre, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâller zarar görene karşı ileri sürülemez. Bu durumda, aslında sorumlu olmayacağı bir durumda bile sigortacı zarar görene ödeme yapar ve sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilir. Sigortacının ödeyeceği tazminat miktarı poliçede gösterilen sigorta bedeli ile sınırlı olup, bu limiti aşan zararlar için araç işleteninin şahsi sorumluluğu devam eder. Uygulamada bu sorumluluktan kurtulabilmek için ihtiyari malî sorumluluk sigortası yaptırılır.

Sigorta konusu motorlu taşıtın neden olduğu kazada birden çok kişi zarara uğrayabilir. Bu durumda zarar görenlerin her birine ayrı ayrı tazminat ödenmesi gerekir. Ancak bu kişilerin uğradığı zarar miktan sigorta bedelini aşarsa, 2918 sayılı Kanunu’nun 96.maddesi uyarınca orantı kuralı (garameten paylaşım kuralı) uygulanarak ödenecek tazminat tutan tespit edilir

Sigorta tazminatı ve giderlerin, kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağı ve bilirkişi raporunun sigorta şirketine ulaştırıldığı tarihten itibaren 8 işgünü içinde hak sahiplerine ödenmesi gereklidir (KTK.m.99) . Motorlu araçların neden oldukları kazalarda yaralanan kişilerin ilk yardım, muayene ve kontrol veya yaralanmadan ötürü ayakta, klinikte, hastane ve diğer yerlerdeki tedavi giderleri ile tedavinin gerektirdiği diğer giderler de sigortacıya başvuru tarihinden itibaren 8 işgünü içinde ödenmek zorundadır. Birden çok aracın karıştığı trafik kazalarında zarar görenler, herhangi bir sigorta şirketine başvurabilir . Tazminatı ödeyen sigorta şirketi, kazaya karışan diğer araçları sigorta etmiş olan sigortacılara sorumluluk oranına göre başvurur ve zarar bunlar arasında paylaştırılır (KTK.m.99/II). Kanunda öngörülen süre içerisinde ödeme yapılmaması hâlinde sigortacı temerrüde düşmüş sayılır ve bu tarihten itibaren temerrüt faizi ödemekle yükümlü olur. Buna karşılık, zorunlu trafik sigortacısına usulüne uygun şekilde herhangi bir müracaat olmadığı takdirde, sigortacının temerrüt tarihi dava veya takip tarihi olacaktır

Trafik sigortası yaptırmaksızın trafiğe çıkan araçlarca verilecek zararları karşılamak üzere SK.m. 14 gereğince bir güvence hesabı (garanti fonu) oluşturulmuştur. Buna göre, trafik sigortasına ilişkin olarak meydana gelecek zararlar, aşağıdaki hâllerde Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde tutulan güvence hesabından karşılanmaktadır :

a)       Sigortalının veya sigortayı yaptırmakla sorumlu olanın tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar

b)      Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar

c)        Zorunlu sigorta teminat limitleri ile sigorta poliçesinde belirtilen teminat arasındaki fark kadar ödenecek bedensel tazminat tutarları

d)        Sigorta şirketinin malî bünye zafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası hâlinde ödemekle yükümlü olduğu maddi ve bedensel zararlar[3]

e)     Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada, 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayollan Trafik Kanunu uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hâllerde, kişiye gelen bedensel zararlar

f)      Yeşil Kart Sigortası uygulamaları için faaliyet gösteren Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunca yapılacak ödemeler

5. Aracın Devrinin Sigortaya Etkisi

Sigorta Genel Şartlarına göre, sigorta sözleşmesi, sözleşmeye taraf olan araç işletenini takip eder (m.C.4). İşleten, sahip olduğu yeni araca ilişkin bilgileri sigortacıya bildirir .Ancak, sözleşme süresi içinde işletenin değişmesi halinde sigorta sözleşmesi, işletenin değiştiği tarihten itibaren on gün süresince herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve prim ödenmeksizin yeni işleten için de geçerlidir. Araç değişikliği nedeniyle yeni bir sigorta yaptırılması durumunda, sigortacının işletenin değiştiği tarihe kadar hak kazandığı prim gün esasına göre tespit edilir ve fazlası sigorta ettirene geri verilir. Buna göre, sözleşme devir tarihinden itibaren 10 gün daha yürürlükte kalır; bu süre içinde yeni işleten sözleşmeyi yenilemezse sigorta güvencesi ortadan kalkar .

Aracın devri hâlinde durumu öğrenen sigortacı, on gün sonra hüküm ifade etmek üzere sözleşmeyi feshetme hakkına sahiptir. Bu bildirimin yapılmaması ve rizikonun gerçekleşmesi hâlinde ise, sigorta şirketi zarar gören üçüncü kişilere tazminat ödemekten kaçınamayacağı gibidir.

6. Sigortacının Rücu Hakkı

Zorunlu trafik sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu sigorta güvencesi altına alan ve böylece araç işletenleri zarar verdikleri kişilere tazminat ödemekten kurtaran bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu nedenle, zarar görenlere tazminat ödeyen sigortacının daha sonradan sigorta ettirene rücu etmesi istisnai durumlar dışında mümkün değildir4. Diğer bir deyişle, sigortacının sigortalısına rücu etme hakkı, sadece genel şartlarda öngörülen istisnai hâllerde tanınmıştır.

Sigorta genel şartlarının 4.maddesine göre, sigortacı aşağıdaki hâllerde ödediği tazminattan dolayı sigorta ettirene rücu edebilir:

a)      İşletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelen zararlar,

b)     İşletenin yetkili makamlardan izin almaksızın düzenlenen bir yarış için Karayollan Trafik Kanunu uyarınca yapılması gereken özel sigortanın yapılmamış olduğunu bilerek veya gerekli özeni göstermesi hâlinde bilebilecek durumda iken katıldığı yarışta meydana gelen zararlar,

c)     Aracın Karayollan Trafik Kanunu hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan kişiler tarafından sevk edilmesi sonucunda meydana gelen zararlar ,

d)       İşletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri ya da bu kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından kaynaklanan zararlar,

e)       Yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelen zararlar,

f)        Sigorta ettirenin, rizikonun gerçekleşmesi hâlinde, kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarının artmasından kaynaklanan zararlar,

g)      İşletenin kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu hâllerde çalınma veya gasp olayı sonucunda meydana gelen zararlar.

İşleten Sıfatının Kaybı:

Uygulamada, sigortacı tarafından sigorta ettirene karşı açılan rücu davalarında sıkça karşılaşılan sorunların başında, sigorta ettirenin işleten sıfatım taşımaması nedeniyle kendisine rücu edilemeyeceği iddiası gelmektedir. Gerçekten, sahibi olduğu aracı zorunlu trafik sigortası yaptırdıktan sonra başka birine devreden sigorta ettiren, aracı devrettiği kişinin genel şartlarda öngörülen rücu hâllerinden biriyle üçüncü kişilere zarar vermesi üzerine tazminat ödeyen sigortacının rücu talebiyle karşılaşabilmektedir. Bu durumdaki sigorta ettirenler, aracı devretmiş olmaları nedeniyle işleten sıfatını kaybettiklerini ve rücu talebinin aracı devralan kişiye yönlendirilmesi gerektiğini ileri sürmektedirler. Ancak hemen belirtelim ki, bu savunma haklı olsa bile, trafik sigortacısının kendisiyle sözleşme ilişkisi bulunmayan yeni işletene yönelmesi ve bu kişiden ödediği tazminatı istemesi mümkün değildir[4]. Ayrıca, aracını devreden sigorta ettiren, bu işlemi sigortacısına bildirerek sözleşmeyi feshetme olanağını sağlaması gerektiği halde bildirimde bulunmamışsa bu davranışının sonuçlarına da bizzat katlanır. Bu nedenle, sigorta genel şartlarında öngörülen hâllerden biri gerçekleştiğinde, sigorta ettiren işleten sıfatını kaybetmiş olsa bile sigortacısının rücu talebinden kaçınamaz

Finansal Kiralama Şirketlerinin Durumu:

Finansal Kiralama Kanununun 17/2. maddesi uyarınca, finansal kiralama şirketi, işleme konu malı sözleşme süresi içinde sigorta ettirmek zorunda olup, sigorta primlerini ödeme yükümlülüğü ise kiracıdadır. Dolayısıyla, finansal kiralama şirketlerinin kanun gereği yaptırmak zorunda oldukları trafik sigortası bakımından işleten sıfatını taşımadıkları açıktır. Ancak KTK.nun 95. maddesinde, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği öngörülmektedir. Görüldüğü üzere, finansal kiralama şirketinin işleten sıfatını taşımaması, onun kiracısıyla arasındaki ilişki bakımından önem taşır ve sigortacının trafik sigortasına dayalı olarak, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda başvurabileceği kimse, aracın gerçek işleteni kim olursa olsun, sadece sigorta sözleşmesinin tarafı olan sigorta ettirendir.

Sürücünün Alkollü Olması: Uygulamada, zorunlu trafik sigortacısının genel şartlar gereğince ödediği tazminattan dolayı kendi sigortalısına rücu etmesi, genellikle araç sürücüsünün alkollü olması nedenine dayanmaktadır. Gerçekten, trafik istatistiklerine göre, sürücü tali kusurları sonucu meydana gelen kazalarda, alkollü araç kullanma, şehir içinde %13, şehir dışındaki kazalarda %6 civarında kaza nedeni olmaktadır. Bu oran, uykusuz, yorgun, dalgın ve aşırı hızla araç kullanma sebeplerinden soma gelen en yüksek orandır. Uyuşturucu maddeler ile birlikte düzenlenen alkollü içkilerin etkisinde araç kullanma yasağına ilişkin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48. maddesine göre “uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır. Uyuşturucu veya keyif verici maddelerin cinsleri ile alkollü içkilerin etki dereceleri ve kandaki miktarları, tespit usulleri ve muayene şartlan hazırlanacak yönetmelikle Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının görüşüne uygun olarak düzenlenir. Bu madde hükmüne uymayan sürücüler derhal araç kullanmaktan men olunur”. Konuya ilişkin olarak çıkarılan Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde de “uyuşturucu, uyutucu ve keyif verici gibi özelliklere sahip doğal ve sentetik psikotrop maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır. Bunlardan uyuşturucu veya keyif verici gibi doğal veya sentetik psikotrop madde almış olarak araç kullandığı tespit edilenler almış oldukları bu maddelerin cins, miktar ve etki derecelerine bakılmaksızın araç kullanmaktan men edilirler ve haklarında Trafik Kanununun 48. maddesine göre işlem yapılır. Uyuşturucu veya keyif verici madde tespiti, kan ve idrar analizi sağlık kuruluşlarında yapılarak saptanır”. Görüldüğü gibi, kişilerin uyuşturucu madde almış iken veya güvenli sürme yeteneğini kaybedecek şekilde alkollü içki almış bir kişinin araç kullanması yasaktır. Ancak bu şekilde araç kullanan kişilerin meydana getirdikleri kazalardan dolayı üçüncü kişilerin uğradıkları zararlar, trafik sigortacısı tarafından karşılanmak zorundadır. Zarar görenlere tazminatı ödeyen trafik sigortacısı, sigorta genel şartlarının m.4/d hükmüne dayanarak sürücünün alkol almış olması ve bu durumun güvenli sürme yeteneğini etkilediği hâllerde sigorta ettirene rücu edebilir. Diğer bir deyişle, sigortacının rücu hakkı, sürücünün alkollü olduğu her durumda değil, kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiği hâllerde söz konusu olur

7. Zamanaşımı

Sigorta konusu motorlu taşıtların neden olduğu kazalar sonucunda meydana gelen zararların tazmininin, belirli bir süre içinde sigortacıdan talep edilmesi gereklidir. Karayolları Trafik Kanunu’ndaki hükme göre motorlu araç kazalarından doğan maddî zararların tazminine yönelik talep haklan, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar[5]. Ancak davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş olması ve Ceza Kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunması hâlinde, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerli sayılır (KTK.m. 109/2).

Zamanaşımı süresinin işlemeye başlayabilmesi için zarar gören kişinin, zararı öğrenmesi yeterli değildir, aynı zamanda kimden tazminat isteyebileceğini de öğrenmesi gereklidir. Örneğin, plakası tespit edilemeyen bir aracın verdiği zararı talep edebilmek için, hem zararın hem de zarar sorumlusunun kimliğinin belirlenmesi şarttır. Dolayısıyla zarar gören, kazayı yapan kişiyi ve tazminat sorumlusunu öğrenmemişse, zamanaşımı süresi de işlemeye başlamayacaktır. Ancak bu öğrenme süresi sonsuza kadar devam etmez. Zarar gören, kaza gününden itibaren en geç on yıl içinde zarar miktarı ve tazminat yükümlüsünü tespit etmelidir. Aksi hâlde tazminat hakkı zamanaşımına uğrar, yani tazminat talebinde bulunulduğu veya mahkemeye başvurulduğunda oluşur.