İdare Hukuku Ders Notları 5. Bölüm


Warning: count(): Parameter must be an array or an object that implements Countable in /home/mydukand/deuhukuk.net/wp-content/plugins/onceki-yazi-linki/onceki_yazi_linki.php on line 56
İDARENİN YETKİLERİ
İdare, üstlendiği sorumlulukları yerine getirebilmek adına birtakım üstün yetkilerle donatılmıştır. Kamu gücünden kaynaklanan yetkilerin kullanımında temel ölçü kamu yararıdır ve kamu yararı adına icrai nitelikte işlemler yapabilme ayrıcalığı idarenin temel gücünü ifade etmektedir. İcrai nitelikteki işlemlerin uzantısı olarak idare şu yetkileri de bünyesinde barındırmaktadır:
–  Düzenleme yetkisi
–  Örgütlenme yetkisi
–  Yaptırım uygulama ve kamu alacaklarını tahsil etme yetkisi
–  Mal edinme yetkileri
I. DÜZENLEME YETKİSİ
İdari birimlerin tümü kendi görev sahalarında bulunan işleri yürütebilmek adına Anayasa ve kanunların uygulanış biçimini ortaya koyan düzenlemelerde bulunmalıdırlar. İdarenin düzenleme
yetkisi idarenin takdir yetkisinden kaynaklanmaktadır.
İdarenin takdir yetkisinin, belirlilik ve kanuni idare ilkelerine de dayanması gerekir. Bu ilkeler neticesinde, düzenleyici idari işlemlerin Anayasa ve kanunlara uygun olması gerekmektedir.
İdarenin düzenleyici işlemleri olan kanun hükmünde kararname, tüzük ve yönetmelikler doğrudan Anayasada düzenlenmiştir. Ancak idarenin düzenleyici yetkisinin Anayasa’da sayılan düzenleyici işlemlerle sınırlı olmadığı bilinmektedir. İdarenin Anayasada sayılmasa bile tamim, sirküler, tebliğ, genelge, kararname gibi başka düzenleyici işlemleri de söz konusudur.
İdarenin tek taraflı düzenleyici nitelikteki işlemlerinden yukarıda etraflıca bahsetmiştik. Tüzük ve yönetmelik gibi düzenleyici işlemler idare hukukunun önemli kaynaklarındandır. Tüzük ve yönetmelikler ilk defa 1961 Anayasası ile düzenleme konusu olurken, 1971 Anayasa değişikliği ile Kanun Hükmünde Kararname
de hukukumuza girmiştir. 1982 Anayasası bu düzenleyici işlere ek olarak vergiler ve diğer mali yükümlerle ilgili düzenleyici işlemleri de içermektedir.

DİKKAT

İdarenin düzenleme yetkisinin sınırı, konunun daha önceden kanunla düzenlenmiş bir alanla ilgili olması gerektiğidir. Ancak Anayasa hukukunda da değinildiği üzere, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve Olağanüstü Hal ile Sıkıyönetim Kanun Hükmünde Kararnamelerinin bu duruma istisna oluşturduğu gözden kaçmamalıdır.
Üst Hukuk Kurallarına Uygunluk ve Hiyerarşi Sorunu
İdarenin düzenleme yetkisini kullanarak yapacağı düzenleyici işlemler, dayandıkları üst hukuk kurallarına aykırı olmamak zorundadırlar. Bu paralelde düzenleyici işlemlerin uygulanabilirliği
için bir takım ilkeler benimsenmiştir:
–  Kanun hükmünde kararnameler ele alındığında, yetki kanununun amacı, kapsamı ve ilkelerinin aşılmaması gerekliliği;
–  Tüzüklerin kanunlara aykırı olamayacağı;
–  Yönetmeliklerin kanunlara ve tüzüklere aykırı olamayacağı belirtilmektedir.
–  Hiyerarşik olarak denk iki kuruluşun yönetmeliği birbiriyle çatışırsa, kanun veya tüzüğü uygulamak kimin görev alanına giriyorsa o kuruluşunki esas alınır.
–  Tek bir makamın yaptığı iki yönetmelik birbiriyle çatışıyorsa, sonraki tarihli yönetmelik esas alınır.
II. ÖRGÜTLENME YETKİSİ
1982 Anayasasının 123. maddesi uyarınca, bir idari kuruluşun ortaya çıkabilmesi için yasal bir dayanağa gereksinimi vardır. Ancak yine aynı maddenin ikinci fıkrasında bütün idari kuruluşların doğrudan doğruya kanun ile kurulmalarının zorunlu olmadığı belirtilmekte; kamu tüzelkişilerinin kanunla ya da kanunun verdiği bir yetkiyle kurulabileceğinin altı çizilmektedir.
Anayasa ve Kanunlarca Kanunla Kurulması Zorunlu Olan Kuruluşlar:
–  Bakanlıklar,
–  İller,
–  İlçeler,
–  Büyükşehir Belediyeleri,
–  Üniversiteler (vakıf üniversiteleri dahil),
–  Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları.
Bu gibi kuruluşların oluşturulmasında idarenin bir yetkisi bulunmamaktadır, bu kuruluşlar ancak kanun koyucu tarafından oluşturulabilir.

DİKKAT

Kanunla kurulacak bu yapıların kanun hükmünde kararname ile kurulmalarının mümkün olup olmadığı tartışmalı bir husustur.
Anayasanın 91. maddesinde, “kanun hükmünde kararnamelerin, temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile siyasi haklar ve ödevler dışında, kanunla düzenlenebilecek olan her alanı düzenleyebileceği”  vurgulanmaktadır. Bu ifade yukarıda sayılan yapıların kanun hükmünde kararname ile de oluşturabileceğine dair bir işaret niteliğindedir.
Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi kararları perspektifinde bir değerlendirmede bulunulacak olursa, ivedi olma, kısa süreli olma ve zorunlu olma ilkelerinden hareketle, yukarıda bahsi geçen yapıların kuruşunda bu tip esasların aranmasının zor olacağı realitesi ile karşılaşılmaktadır.
İdari Kararlarla Örgütlenen Teşkilat Yapıları:
Kanundan kaynağını almak kaydıyla,
– Belediyeler, Valinin önerisi ve İçişleri Bakanının hazırlayacağı müşterek kararnamesi ile Danıştay’ın görüşü alınarak;
-Köyler, Kaymakam ya da Valinin önerisi üzerine İçişleri Bakanlığı kararıyla,
– Kamu İktisadi Teşebbüsleri Bakanlar Kurulu kararıyla kurulmaktadır.
III. İDARENİN ALACAĞINI TAHSİL YETKİSİ İdarenin iki türlü alacağı vardır:
. Kamu Alacakları:
Devlet, il özel idareleri ve belediyelere ait alacaklardan; vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takibine ilişkin mahkeme masrafları, vergi cezaları ve para cezaları, gecikme zamları ve faizler, kamu hizmetleri uygulamasından doğan öteki alacaklar, kamu mallarına verilecek zarardan kaynaklı alacaklar ve idari
sözleşmelerden kaynaklı alacaklar.
. Adi Alacaklar: Haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ve idarenin özel hukuk sözleşmelerinden kaynaklı
alacakları ile; devlet, il özel idareleri ve belediyeler haricindeki kamu tüzel kişilerinin alacakları (köyler, sosyal güvenlik kuruluşları, KİT’ler…)
KAMU ALACAKLARI
Vergi, resim, harç, ceza
takibine ilişkin masraflar, vergi ve para cezaları, gecikme zam ve faizleri,
idari sözleşmeden doğan alacaklar, kamu hizmetlerinde doğan alacaklar,
devlet, il özel idareleri ve belediyelerin alacakları; kamu mallarına verilen
zarardan doğan alacak hakları
6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsili
Usulü hakkındaki kamu
hükümleri uygulanır.
ADİ
ALACAKLAR
Kamu kuruluşlarının özel
mallarındaki haksız fiilden kaynaklı zararlar, sebepsiz zenginleşmeden, özel
hukuk
sözleşmelerinden kaynaklı
alacaklar, köylerin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve sosyal kamu
kurumlarının alacakları, kamu görevlilerine yapılan fazla ödemelerin iadesine
yönelik alacaklar
İcra iflas kanunu hükümleri
uygulanır.
İdareye tanınan tahsil yetkisi temel olarak kamu alacaklarına yöneliktir ve adi alacakları için re’sen tahsil yetkisi söz konusu değildir. Özel hukuk alacakları olarak değerlendirilebilecek adi alacaklar için idare, adli icraya başvurmak zorundadır.
İdare, Kamu Hukuku alanındaki alacaklarını, İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenen usuller ve icra ve iflas dairelerinin yardımına gerek duymaksızın, kendi teşkilatı ile ve haciz ve satış gibi cebri yollara başvurmak suretiyle tahsil etme yetkisine sahiptir. İdarenin bu yetkisi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir.
Kamu Alacağının Tahsil Süreci
1-    İdare bir kamu alacağını tahsil etme yetkisini kullanmadan önce, bu alacağı tahakkuk ettirmelidir. Alacağın tahakkuku, alacaklı idarenin bu konuda yetkili kılınmış makamınca yapılan bir tahakkuk
işlemi ile olur. Tahakkuk işlemi bir icrai karar olup, daha sonra kullanılacak olan tahsil yetkisi böyle bir icrai karara dayanmak zorundadır.
2-     İlgili, tahakkuk işleminin hukuka aykırılığını ileri sürerek, görevli ve yetkili idari yargı yerinde iptal davası açabilir. Vergi alacağına ilişkin bir tahakkuk işleminin iptali istemiyle dava açılması,
tahakkuk eden bu alacağın tahsil işlemlerini durdurur. Buna karşılık, öteki kamu alacaklarına ilişkin tahakkuk işlemlerinin iptali istemiyle dava açılması, bu alacakların tahsil işlemlerini durdurmaz.
3-     Tahakkuk etmiş olan bir kamu alacağının takibi ve tahsili, alacaklı kamu idaresi tarafından düzenlenen bir ödeme emri ile başlar.
4-     Ödeme emri kendisine tebliğ olunan borçlu 7 gün içinde ya borcu ödemeli ya da mal beyanında bulunmalıdır. Bu sürede borcu ödemeyen ve mal beyanında da bulunmayan borçlu bir defaya mahsus olmak ve üç ayı geçmemek üzere hapsen tazyik olunur.
5-     7 günlük sürede borçlu ödeme emrine itiraz edebilir. İtiraz, alacağın türüne göre idare veya vergi mahkemesine yapılır. Ödeme emrine itiraz nedenleri kanunda sınırlıdır. Kişi, borcun olmadığı, kısmen ödendiği ya da zamanaşımına uğradığı itirazı ile dava açılabilir.
6-     Açılan dava tahsil işlemini durdurmaz. İşlemin durması için yargı merciinin yürütmeyi durdurma kararı vermesi gerekir. Açılan davanın tahsili durdurmayacağı kuralının tek istisnası vergi alacağına ilişkin tahakkuk işlemleri için söz konusudur. Bu halde dava istisnaen tahsil işlemini durduracaktır.
7-     7 gün içinde dava açılmazsa, dava açılıp da yürütmenin durdurulması kararı verilmezse, idare borçlunun mallarını haczedip satmak suretiyle alacağını tahsil eder.
8-     Özel alacaklar için haciz adli makamlarca yapılırken, kamu alacakları için haciz işlemi tahsil dairelerince düzenlenen haciz varakasına  dayanılarak yapılır. Satış işlemine gelince, menkul (taşınır) mallar tahsil dairesince, köylerde ihtiyar heyetlerince gayrimenkul (taşınmaz) mallar ise satış komisyonlarınca yapılır.
Gerek taşınır ve gerek taşınmaz malların haciz ve satışında izlenecek olan usuller, İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenen usullere benzetilmiştir.
Zorla İcra Yetkisi:
İdare, kamu yararı adına kamu gücü kullanarak idari işlemlerini zorlama tedbirleri ile uygulatabilir. İdari kararlar icrailik özelliklerinden dolayı hukuka uygun kabul edilirler. Hukuka uygun olduklarının ispatı gerekmeden, ilgililer üzerinde sonuç doğururlar. İdari kararlar hukuka uyguluk karinesinden yararlandıklarından, idare zorla icra etme yetkisine sahip olduğu hallerde araya yargı organı girmeksizin işlemini icra edebilir. Böyle bir yetkinin bulunmadığı hallerde ise, araya yine bir yargı kararı girmeksizin kanunda öngörülen yaptırımları uygulayabilir. Ayrıca idare, bir ilgilinin hakkında alınmış idari karara uymaması halinde, kolluk kuvvetleri vasıtasıyla idari yaptırımı resen yapabileceği gibi, cezai yaptırım için adli mercilere başvurma yetkisi bulunmaktadır.
IV. İDARENİN MAL EDİNME YETKİSİ
İdare görevlerini yerine getirebilmek için ihtiyaç duyduğu taşınır ve taşınmaz malları, tüm öteki kişiler gibi satın alma suretiyle elde edebilir. Ancak idarenin satın alma yolu ile mal elde etmesi her zaman mümkün olmayabilir. Zira idarenin ihtiyaç duyduğu malların malikleri mallarını satmak istemeyebilirler. İşte bu nedenle idare, kamu gücü kullanmak suretiyle ihtiyaç duyduğu malları elde edebilme kudretiyle
donatılmıştır. Zorla mal edinmek iki şekilde olur: Kamulaştırma ve istimval.
Kamulaştırma, taşınmazların zorla ele geçirilmesidir. İstimval ise sadece olağanüstü durumlarda taşınırlara zorla el atılmasıdır. Menkuller kural olarak satın alınır. Ancak olağanüstü durumlarda menkuller de kolaylıkla elde edilemeyecekleri için zorla ele geçirilmeleri zorunlu olabilir. İstimval, idarenin sadece olağanüstü durumlarda kullanabileceği bir yetkidir.
A. Kamulaştırma
Devlet ya da diğer kamu tüzel kişilerinin, kamu yararı adına, kendilerine verilen görevleri yerine
getirebilmek için ihtiyaç duydukları taşınmaz malların tamamını ya da ihtiyaç duyulan kısmını, takdir olunan bedeli peşin vermek suretiyle sahibinin elinden almasıdır.
Kamulaştırma yetkisi, idareye kamu menfaatlerinin korunması ve kamu hizmetlerinin görülmesi için tanınmış yetkilerdendir. Kamulaştırma, taşınmaz mülkiyeti üzerine konulmuş sınırlamalardan biri olup, ancak kanunların kendilerine bu yetkiyi tanıdığı kamu idare ve kurumlarıyla istisnai olarak bazı özel teşebbüsler tarafından kanunlarda belirlenen şartlarda kullanılır.
İdari bir işlem ve eylem olan kamulaştırmanın dayanağı ise, idarenin kamu yararı açısından sahip olduğu güç ve yetkidir. Özel mülkiyete konu olan taşınmazların, sahiplerinin rızası aranmaksızın, tek taraflı irade beyanıyla kazanılmasını sağlayan bu yetkinin idareye tanınmış olması, kamu yararının özel kişilerin çıkarlarına üstünlüğü anlayışından kaynaklanmaktadır. Kamulaştırma, mülkiyet hakkının sınırlandırılmasına
yönelik idari bir işlem olduğundan, bedel ve mülkiyet intikali üzerindeki uyuşmazlıklar adli yargı mercilerinde çözümlenir.
Anayasa’nın 46. maddesinden, kamulaştırmaya ilişkin şu temel ilke ve kurallar çıkmaktadır:
Kamulaştırma Yetkisi:
Kamulaştırma yetkisinin Devlet ve öteki kamu tüzelkişilerine tanınmıştır. Bununla birlikte, istisnai olarak, kamu yararının gerektirdiği hallerde, özel kişiler lehine de kamulaştırma yapılması mümkündür. Ancak bunun için, özel kanunlarda açık bir hükmün bulunması zorunludur.
Özel kanunlarda açık bir hüküm bulunmasından kasıt lehine kamulaştırma yapılabilecek özel kişilerin
belirtilmiş olduğudur:
–  Maden işletme ruhsatına sahip olanlar,
–  Kamu hizmeti imtiyazcıları,
–  Yap
– İşlet,
–  Yap – İşlet – Devret sözleşmesi sahipleri.
Mevzubahis işletmeciler re’sen kamulaştırma yapma yetkisine sahip değillerdir. İlgili idareye başvuruda bulunarak, yine kamusal menfaat ispatı vasıtasıyla idareden kendileri lehine kamulaştırma talebinde bulunabileceklerdir. Bedel özel kişi tarafından ödenecektir.

UYARI

Kamu meslek kuruluşları tüzelkişiliğe sahip olmasına rağmen Danıştay bu kurumların kamulaştırma yapamayacaklarına hükmetmiştir.
Kamulaştırmada Süreç:
Kamulaştırma, özel mülkiyetin sona ermesine yol açtığından, öteki idari işlemlere oranla çok
daha farklı ve ayrıntılı şekil ve usul kurallarına tabi tutulmuştur.
1.      Kamulaştırma işleminde öncelikle yeterli ödeneğin hazırlanması gerekir. İdare, kendi içerisinde oluşturacağı bir takdir komisyonu vasıtasıyla takribi bir öbedel üzerinden ödenek hazırlamakla yükümlüdür. Bu durum malikin korunmasını amaçlamaktadır. Yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemine başlanamaz.
2.      Gerekli ödeneğin temin edilmesinden sonra, kamu yararı kararı alınmalıdır. Kamulaştırma mülkiyet hakkını sınırlayan bir işlemdir. Bu nedenle yetkili idarenin, taşınmaz mala duyduğu ihtiyacın kati olması gerekir.
Kamulaştırma ancak kamu yararını gerçekleştirmek için yapılabileceğine göre, öncelikle İdareyi kamu yararını gerçekleştirmeye yönelten etkenin belirtilmesi gerekir. Bu kararla kamulaştırma işleminin sebep unsuru belirlenmiş olur.
Kamu yararı kararının alınması ve onaylanması idari bir işlem olduğundan, idari yargının denetimine tabidir. Eğer kamu yararı yoksa taşınmaz maliki yetkili idare mahkemesinde iptal davası açabilir.
Kamu yararı alabilecek merciler şunlardır:
1.   Bakanlar Kurulunca kabul olunan büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda ilgili bakanlık,
2.   Köy yararına kamulaştırmalarda, köy ihtiyar heyeti,
3.   Belediye yararına kamulaştırmalarda, belediye encümeni,
4.   İl Özel İdaresi yararına kamulaştırmalarda, il daimi encümeni,
5.   Devlet yararına kamulaştırmalarda, il idare kurulu,
6.   YÖK yararına kamulaştırmalarda, YÖK,
7.   Üniversite, TRT, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu yararına kamulaştırmalarda, yönetim
kurulları,
8.  İlçe sınırları içinde birden çok köy ve belediye yararına kamulaştırmalarda, ilçe idare kurulu,
9.  İl sınırları içinde birden çok ilçeye bağlı köyler ve belediyeler yararına kamulaştırmalarda, il
idare kurulu, 
10.  Ayrı illere bağlı bulunan birden çok kamu tüzel kişileri yararına kamulaştırmalarda, Bakanlar Kurulu,
11.  Birden çok il sınırları içindeki devlet yararına kamulaştırmalarda, Bakanlar Kurulu,

DİKKAT

Kamulaştırma Kanunu’nun 6. maddesinde ise, kamu yararı kararının onay mercileri gösterilmektedir. Örneğin, köy ihtiyar meclisi veya belediye encümeninin aldığı kamu yararı kararı mahalli en büyük mülki amirin, il daimi encümeninin kamu yararı kararı valinin onayına tabidir. Tasdikli imar planı veya bakanlıklarca tasdikli özel plana göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı almaya gerek yoktur.
3.   Kamulaştırılacak taşınmaz tespit edilir. Kamulaştırılacak taşınmaz malın sınırlarını ve
cinsini gösterir ölçekli plan ve krokisi yaptırılır ve taşınmaz malın maliki ya da zilyedi ve bunların adresleri tapu kayıtlarından, tapu kayıtları yoksa vergi ve nüfus kayıtları üzerinden ya da haricen yapılacak araştırmalara göre belgelere bağlanmak suretiyle tespit edilir.
4.  Kamulaştırma kararı alınır. Kamu yararı kararı soyut bir kararken; kamulaştırma kararı
somuttur,  yani hangi taşınmaza el konulacağının açıkça belirlenmesidir.
5.   Satın alma usulünün denenmesi gerekmektedir. İdare, kamulaştırma kararını aldıktan
sonra, taşınmaz malın tahmini bedelini belirlemek üzere, kendi bünyesi içinde en az üç kişiden oluşan bir ya da birden fazla kıymet takdir komisyonunu görevlendirir. İdare, kıymet takdir komisyonunca belirlenmiş olan tahmini bedeli belirtmeksizin, kamulaştırma bedelinin peşin ya da taksitle ödenmesi suretiyle ve pazarlıkla satın almak ya da İdareye ait bir başka taşınmaz malla trampa yoluyla devralmak istediğini resmi taahhütlü bir yazı ile malike bildirir.
6.  Mahkeme yolu ile bedel tespiti ve tescil kararı talep edilir. Kamulaştırılacak olan
taşınmazın satın alma yoluyla elde edilememesi durumunda, idare, kamulaştırılacak olan taşınmaz ile ilgili olarak topladığı bilgi ve belgeler ile yaptırmış olduğu bedel tespiti ve buna ilişkin tüm belgeleri de eklediği bir dilekçe ile taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesine başvurarak, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin peşin ya da taksitle ödenmesi karşılığında İdare adına tapuda tesciline karar verilmesini talep eder.
7.    Asliye Hukuk Mahkemesi, en geç otuz gün sonrası için belirleyeceği duruşma gününü tüm belgelerle beraber malike tebliğ eder.

UYARI

Mahkeme davetiyesinde, tebligatı izleyen günden itibaren otuz gün içinde kamulaştırma işleminin iptalinin idari yargıda, maddi hataların düzeltilmesinin adli yargıda dava yoluyla istenebileceği belirtilir.
İşleme karşı iptal davası açılmaz ise kamulaştırma işleminin kesinleşeceği ve mahkemece belirlenen bedel üzerinden gayrimenkulün idare adına tapuda tescil edileceği yer alır. Asliye
hukuk mahkemesi, kamulaştırma ve bunun belgelerini mahalli veya genel bir gazetede en az bir kere yayınlatır.
8.  Mahkeme duruşma başlayınca öncelikle tarafları anlaşmaya davet eder.
9.  Anlaşma sağlanamazsa hakim bilirkişi ve keşifle beraber kamulaştırma bedelini tespit eder.
10.Mahkeme, anlaşma veya bedel tespitinden sonra idareye, bedelin veya ilk taksitin yatırıldığına dair dekontun ibrazı için 15 gün süre verir. Dekontun ibrazından sonra mahkeme idare adına mülkiyetin tesciline karar verir.
Kamulaştırmaya Karşı İptal Davası
Asliye hukuk mahkemesince taşınmaz malikine yapılacak olan kamulaştırmaya ilişkin tebligattan, tebligatın yapılamaması halinde tebligat yerine geçmek üzere gazete ile yapılacak olan ilandan itibaren otuz gün içinde, taşınmaz maliki kamulaştırma işleminin hukuka aykırılığını ileri sürerek idari yargıda iptal davası açabilir.
UYARI
Davacı, bu davadan önce ferağ vermişse, iptal davasının reddedilmesi gerekir.

DİKKAT

Kamulaştırma işlemi, imar planına dayalı yapılmışsa kamulaştırmanın iptali ile planın iptali tek dilekçe ile istenebilir.
Kamulaştırmada Nakden ve Peşin Ödeme
 Anayasanın 46. maddesine göre, kamulaştırma bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Nakden ödeme
kuralının istisnası, trampa yoluyla kamulaştırmadır. Buna göre idare, malikin rızası ile kamu hizmetine tahsis edilmeyen özel taşınmaz malını trampa edebilir.
UYARI
İdarenin trampa teklif ettiği malının değeri, kamulaştırma bedelinin % 120’sini aşamaz.

DİKKAT

Şayet idarenin önerdiği taşınmaz ile kamulaştırılacak taşınmazın bedeli arasında bir fark doğuyor ise, bu fark taraflarca nakden ve peşin olarak giderilir.
Peşin ödeme kuralının istisnası taksitlendirmedir. Taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz. Taksitlere, devlet alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz haddi uygulanır ve taksitler eşit miktarlarda ödenir. İdarenin
kamulaştırma yetkisi olağan ve genel bir yetki olmasına rağmen, taksitlendirme yetkisi istisnai bir yetkidir.
Anayasanın 46. maddesi taksitlendirmenin hangi durumlarda mümkün olabileceğini düzenlemiştir:
. Tarım reformunun uygulanması dönemleri,
. Büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi,
. Yeni ormanların yetiştirilmesi,
. Kıyıların korunması projeleri,
. Turizm amacıyla gerçekleştirilen kamulaştırmalar.

DİKKAT

Geçimini işlediği topraktan sağlayan küçük çiftçinin doğrudan işlediği toprağın bedeli her halde peşin ve nakit ödenir.
Kamulaştırılacak Malın Başka Bir Kamu Kurumuna Ait Olması Durumu
İdareye ait bir taşınmazın kamulaştırılmasının mümkün olmadığını, bu durumun konu yönünden sakatlık içerdiğini yukarıda belirtmiştik. Kamulaştırma kanununa göre ihtiyaç duyulan taşınmaz başka bir kamu kurumuna ait ise, taşınmaza ihtiyaç duyan idare malın sahibi idareye talep ile birlikte ödemeyi
taahhüt ettiği bedeli de belirterek müracaat eder.
Taşınmazın sahibi idare 60 gün içinde cevap vermez veya red cevabı verirse, taşınmaza talip olan idare anlaşmazlığı Danıştay idari dairesi (1. daire) önüne götürür ve Danıştay 2 ay içerisinde anlaşmazlığı kesin karara bağlar.
Kamulaştırma Yoluyla İrtifak Kurma Hakkı
 Anayasa’nın 46. maddesi devlet ve kamu tüzelkişilerine özel mülkiyette bulunan taşınmaz mallara
kamulaştırma yoluyla el atma yetkisi yanı sıra, bu mallar üzerinde aynı koşullarla idari irtifaklar kurma yetkisi de vermektedir. İrtifak hakkı, hakkın konusu olan taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkından doğan kullanma veya yararlanma ile ilgili yetkilerin bir kısmını veya tümünü hak sahibine sağlayan veya taşınmaz malikinin mülkiyetten doğan yetkilerinden bazılarını kullanmasını hak sahibi yararına yasaklayan sınırlı bir ayni hak olduğuna göre, Anayasanın 46. maddesi uyarınca, böyle bir hakkın idare lehine bir idari işlem ile ve
zorla kurulması halinde idari irtifaklardan söz edilmektedir.

DİKKAT

 İdari irtifak kurulması sonucunda taşınmazın mülkiyeti idareye geçmemekte, sadece mülkiyet
hakkında doğan kimi bazı yetkiler idareye sağlanmakta ya da malikin bu yetkilerini kullanması İdare yararına yasaklanmaktadır. İdari irtifakta bedel, gayrimenkulün değerindeki azalmadır ve bu bedel Asliye Hukuk Mahkemesinde belirlenir.
Malikin Geri Alma Hakkı
 Kamu yararı kararında belirtilen sebep gerçekleşmediği takdirde, kamulaştırmanın hükümsüz sayılması ve kamulaştırılan taşınmazın eski malikince geri alınabilmesi mümkündür. Kamulaştırma bedelinin kesinleşmesinden itibaren beş yıl içinde kamulaştırmayı yapan idarece kamulaştırma amacına uygun
hiçbir işlem veya tesisat yapılmaz veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek taşınmaz olduğu gibi bırakılır ise, mal sahibi ya da mirasçıları geri alma hakkını, hakkın doğmasından itibaren bir yıl içerisinde
kullanabilirler.

DİKKAT

 Mal sahibi veya mirasçıları kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte ödeyerek taşınmaz malı geri alabilirler.
Kamulaştırmadan Vazgeçme, İade ve Devir
 İdare kamulaştırmanın her safhasında kamulaştırma kararı veren ve onaylayan yetkili merciin kararı ile kamulaştırmadan tek taraflı olarak kısmen veya tamamen vazgeçebilir.
 Kamulaştırmanın kesinleşmesinden sonra taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde, bu durum idarece mal sahibi veya mirasçılarına duyurulur. Bu duyurma üzerine mal sahibi veya mirasçıları, kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte üç ay içinde ödeyerek taşınmaz malı geri alabilir. İade işleminin kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesinden sonra bir yıl içinde gerçekleşmesi hâlinde kamulaştırma bedelinin faizi alınmaz.

NOT

 Kamulaştırmanın kesinleşmesinden sonra taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde, keyfiyet idarece mal sahibi veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre duyurulur.  Bu duyurma üzerine
mal sahibi veya mirasçıları, kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte üç ay içinde ödeyerek taşınmaz malı geri alabilir. İade işleminin kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesinden sonra bir yıl içinde gerçekleşmesi hâlinde kamulaştırma bedelinin faizi alınmaz.
B. Kamulaştırmasız El Atma
Kamulaştırma yetkisi olan kamu kurum ve kuruluşlarının mahkemeye başvurarak kamulaştırma işleminde bulunmadan, başka şahısların taşınmaz mallarına hiçbir bedel ödemeden el koyması kamulaştırmasız el atma olarak adlandırılır. Bu suretle devlete ait kurum ve kuruluşlar idari bir karar olmadan, özel mülkiyete konu olan taşınmaz malları fiili olarak kullanmaktadır.
El atma durumunda, idarenin usulüne uygun olarak alınmış kamulaştırma kararı olmaksızın veya işgal koşulları oluşmaksızın bir gayrimenkule el atmasıdır. Bu durumda kamulaştırma kararı alınmaz. El atma iki şekilde gerçekleşir:
a) Hukuka Uygun Kamulaştırmasız El Atma:
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesinde, imar sınırı içinde bulunan arsa ve arazileri, imar planına uygun ada ve parsellere ayırmaya, belediye ve mücavir alan içinde belediyeler ve bu alan dışında valilikler yetkilidir. İmar planına alınan ve ada ile parsellere ayrılan arsa ve arazilerin değer artışına paralel olarak, idare bu arazilerin en fazla %40’lık kısmına bedel ödemeksizin el koyma hakkına sahiptir. Bir defaya mahsus olacak bu süreç düzenleme ortaklık payı olarak anılmaktadır.
İdare tarafından elde edilen bu pay, düzenlemeye tabi yerlerin ortak ihtiyaçları için kullanılabilir. Düzenleme ortaklık paylarının toplamı, planlanan umumi hizmetler için yeterli değilse, eksik kalan miktar belediye veya valilikçe kamulaştırma yolu ile tamamlanır.

DİKKAT

Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerin ihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz.
b) Hukuka aykırı kamulaştırmasız el atma:
İdarenin haksız fiili niteliğinde bir durumdur. Yasal bir dayanak olmaksızın, usulüne uygun bir kamulaştırma kararı almadan özel mülkiyette bulunan bir taşınmaza el atılması durumu, idari eylem
olmadığı için fiili yol olarak nitelendirilmelidir. Dolayısıyla bu durum idari değil; idarenin hukuk dışı bir eylemi durumundadır.
Hukuka aykırı kamulaştırmasız el atma ile el atılan taşınmaz üzerindeki özel mülkiyet sona ermeyeceğinden, mülkiyet hakkına yapılan bu hukuk dışı saldırının önlenmesi için adliye mahkemelerine
başvurarak men-i müdahale davası açma hakkı bulunduğu kabul edilmektedir.
Malik, men-i müdahale davası açabileceği gibi, taşınmazda meydana gelen zararın giderilmesi için tazminat davası da açabilmektedir.
Bununla birlikte, taşınmazda büyük çaplı ve giderilemez bir hasar meydana gelmiş ise, malikin taşınmazın tümünün kamulaştırılmasını talep etme hakkı bulunmaktadır. Bu durumda idare, Asliye
hukuk mahkemesinin alacağı karara uymakla yükümlüdür.

DİKKAT

 İdarenin, hukuka aykırı olarak el attığı bir taşınmazın üzerine bir kamu hizmeti inşa etmesi durumunda (yol, okul, hastane gibi) malikin men-i müdahale davası açma hakkı düşmektedir. Bu durumda malik, tazminat davası açabilecek ya da taşınmazın tümünün kamulaştırılmasını talep edebilecektir.
C.Geçici İşgal
Bir bayındırlık hizmetinin görülmesi sırasında, bu hizmetin görülmesi için gereksinim duyulan şantiye alanının inşası için ya da yapım çalışmasında kullanılacak taş, kum, kireç ve benzeri maddeleri çıkarmak için özel mülkiyette bulunan bir taşınmaza idare tarafından geçici olarak el atılmasıdır.
Geçici işgalin konusu arsa ve araziler olup, konut veya eklentiler geçici işgale konu olamaz.
İşlemi, il idare kurulu tesis eder. İl idare kurulunun alacağı bir geçici işgal kararnamesinde yıllık bir tazminat bedeli belirlenir ve idare bunu malike öder. Geçici işgal kararnamesine karşı idari yargıda iptal davası açılabilir ve malik bedeli az bulursa adli yargıya başvurabilir. İdare takdir olunan tazminatı % 20
fazlasıyla depo ederek işgal eylemini gerçekleştirir.
D.  Acele Kamulaştırma
3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına, olağanüstü hallerde ya da olağanüstülüğüne ve ivediliğine Bakanlar Kurulunca karar verilen hallerde lüzum duyulan taşınmazın kamulaştırılmasıdır.
Olağan kamulaştırma sürecinden faklı olarak, taşınmazın bedelinin tespit edilmesi dışındaki prosedürel işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde kamulaştırma işlemi gerçekleştirilir.
Acele kamulaştırmada sadece bedel tespiti yapılmakta diğer işlemler sonradan tamamlanmaktadır. Kamulaştırma bedeli her halükarda peşin ve nakit ödenmelidir.
E.   Devletleştirme
Anayasanın 47. maddesine göre, “kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsler, kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde devletleştirilebilir”. Devletleştirmenin konusu, bir kamu hizmeti üreten özel teşebbüse idarenin bedelini ödeyerek el koymasıdır. Bu el koyma esnasında kamulaştırmada olduğu gibi sadece taşınmazın mülkiyeti değil; taşınmazların yanında tesisin işletme hakkı da devlete devrolmaktadır.
İktisadi işletmeye dahil tüm taşınır ve taşınmaz mallarla, hakların ve borçların devlete geçmesi süreci, kamulaştırmadan faklı olarak bir idari kararla değil; kanunla gerçekleştirilmektedir.
Kanunla gerçekleşen bir devir sürecine karşı özel işletme sahibinin iptal davası açma hakkı bulunmamaktadır; ancak işletmenin sahibinin bedel artırımı için dava açma hakkı bulunmaktadır.

DİKKAT

Kamulaştırma süreçlerinde bedel artırımına ilişkin davalar, taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmakta iken; devletleştirme sürecinde bedel artırımı davası şirketin merkezinin bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacaktır.
F.İstimval
Olağanüstü durumlarda, karşılığı ödenmek suretiyle menkullere idarece zorla el atılmasıdır. İstimvalin konusu menkuller olmakla birlikte, bedensel yükümlülükler de istimvalin konusu olabilir. Kamulaştırma olağan, istimval olağanüstü bir yetkidir. Bir olağanüstü hal durumunda olmakla birlikte, istimval işlemi de yargı denetimine tabidir ve bedel uyuşmazlıkları adli yargıda görülür.

Bir önceki yazımız olan İdare Hukuku Ders Notları 10. Bölüm başlıklı makalemizde İdare Hukuku hakkında bilgiler verilmektedir.